DÜNYANIN, TÜRKİYE'NİN GÖZLERİ
“Düşünce Özgürlüğü”, bu özgürlüğün yansıması olan “Basın Özgürlüğü” ve “Örgütlenme Özgürlüğü”ne karşı açılmış belli başlı davaları, baskıları, yasaklamaları bu bölümde takip edebileceksiniz ve yürütülen kampanya çalışmalarını izleyebileceksiniz. Ayrıca, bulunduğumuz ayda görülecek düşünce özgürlüğü davalarını ve belgelerine ulaştığımız davalara ilişkin istatistiki bilgileri aşağıdaki linklere tıklayarak görebileceksiniz. Bize sıkça sorulan soruları cevaplamak için oluşturulan bu bölümleri “Dava Veri Tabanı”nın (ÇTL’nin) bir uzantısı olarak burada yayınlıyoruz.






İstatistik bilgiler için tıklayınız







Düşün, düşün...
Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni (Sayı 26/09, 26 Haziran 2009)





Atatürk çılgınlığı çocukları da vurdu

Balıkesir'de 14 yaşındaki 8. Sınıf öğrencisi, derste öğretmeninin "Kitapları çıkarın" sözü üzerine Atatürk’ü göstererek "Bu kitap inek tarafından getirildi. Bu inek olmasaydı kitap olmazdı" dedi.
Öğretmenin şikayeti üzerine söz konusu çocuk hakkında Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı ve hakkında ‘Atatürk’ün manevi hatırasına alenen hakaret’ suçundan ceza istendi.
Mahkeme, çocuk hakkında Atatürk’e hakaret suçundan açılan davada “O daha çocuk. Sanığın sözünü şaka amaçlı söylediği ve hakaret kastıyla hareket etmediği vicdani kanaatine ulaşılmıştır gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Bu karar savcının temyizi üzerine Yargıtay’a gitti. 11. Ceza Dairesi beraat kararını oybirliğiyle bozdu:
“Sanık tarafından söylenen sözlerde ‘Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret’ suçunun yasal unsurlarının gerçekleştiği ve suçun oluşması için genel kastın yeterli olduğu gözetilmeden beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır”.

Yargıtay’ın bozma kararı Balıkesir’e ulaştı. Ancak, bu kez dava beraati veren 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeyip çocuk mahkemesine gönderilecek. 14 yaşındaki çocuğa ceza ihtimali yüksek görünüyor.


Çocuklara yeni cezalar

Çocuklara ağır cezalar verilmesiyle ünlü Adana’da 16 yaşındaki çocuğa ikinci kez 7 yıl hapis cezası verilirken, Mersin’de 4 çocuğa 3 ayrı suçtan 10 yıl hapis istemiyle dava açıldı.
Adana’da T.T., adlı çocuk 8 Şubat 2008’de izinsiz gösteriye katıldığı gerekçesiyle “Yasadışı örgüt üyesi olmak” ve “Yasadışı örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 6 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu davadan 5 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye olan T.T., bu yıl da, 15 Şubat’ta Gülbahçesi Mahallesi’nde düzenlenen gösterilere katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınıp 4 Nisan’da tutuklandı. Bu davadan da 2 ay sonra tahliye olan T.T.’nin davası 19 Haziran’da sonuçlandı. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada T.T, ikinci kez “örgüt adına suç işlemek” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 6 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırıldı. 16 yaşındaki T.T.’ye verilen bu cezayla birlikte toplam 13 yıl 10 ay ceza verilmiş oldu. Yaşından dolayı cezası üçte bir indirilecek, Yargıtay onaylarsa, T.T., yaklaşık 10 yıl hapiste kalacak.

4 çocuğa 10 yıl hapis istemi

Diyarbakır ve Adana’dan sonra Mersin’de de yaşları 15 ile 17 arasında değişen 4 çocuk hakkında izinsiz gösteriye katıldıkları iddiasıyla 10 yıl 6 ay hapis cezası istendi. H.G.(15), M.S.(15), İ.E.(16) ve İ.K.(17) isimli çocuklar, 4 Nisan’da Abdullah Öcalan lehine düzenlenen gösterilere katıldıkları için gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılmıştı. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Savcı tarafından hazırlanan iddianamede 4 çocuğa “örgüt üyesi olmak”, suçlamasıyla 7 yıl 6 ay, “Görevli memura görevini yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla 2 yıl, “Örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla da 1 yıl olmak üzere toplam 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmesi istendi. Davanın ilk duruşması 30 Haziran’da yapılacak.


Öğrencilere açılan soruşturmaya takipsizlik

Şemdinli Sabri Özel Lisesinde okuyan B. Ö., A. D., E. G. ve C. K. isimli öğrenciler hakkında 2008 yılında yapılan sınavda sorulan bir soruya verdikleri cevapta 'örgüt propagandası' yaptıkları gerekçesiyle başlatılan soruşturma takipsizlikle sonuçlandı.
Milli Güvenlik dersine giren yüzbaşının yaptırdığı testte sorduğu 'Terör örgütünün asıl amacı nedir?' sorusuna öğrencilerden, A. D.’nin, 'PKK bir kere terör örgütü değildir. Asıl terör devlettir. Şemdinli olayını unutma' şeklinde cevap vermesi, B.Ö. ve E. G. isimli öğrencilerin, 'PKK terör örgütü' ibaresinden terör ibaresini kurşun kalemle karaladıkları, C. K.'nin ise 'PKK terör örgütünün asıl amacı aşağıdakilerden hangisidir?' şeklindeki sorunun cevap kısmındaki (C) şıkkında yer alan 'Türkiye'de sözde Birleşik Demokratik Kürdistan'ı kurmak' cümlesinde bulunan 'sözde' kelimesini karalayarak cevabı 'Türkiye'de Demokratik Birleşik Kürdistan'ı kurmak' şeklinde değiştirmesi üzerine, yüzbaşı öğrenciler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Yapılan suç duyurusu üzerine Van Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Çetin Akkaya soruşturma başlattı. Savcı Akaya, soruşturmada suç unsurlarının oluşmadığına dikkat çekerek, takipsizlik kararı verdi.

'Irkçı zihniyetin ürünü dersler kaldırılmalı'

Kararı değerlendiren öğrencilerin avukatı ve Şemdinli Belediye Başkanı Sedat Töre, takipsizlik kararının verilmesinin hukuk açısından önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Töre, 'Burada sorgulanması gereken 12 Eylül zihniyetinin ürünü olan bir eğitim uygulamasının neler doğurduğunun açık örneğidir. Bundan sonra yapılması gereken bu tür ırkçı zihniyetin ürünü olan derslerin artık kaldırılmasıdır' dedi.


Ateş eden serbest, slogan atan hapiste

Esenyurt İşçi Platformu’na (EİP) üye Mehmet Ergül ve Tahsin Alıcı 28 Haziran’daki işçi kurultayının duyurusu için 8 Haziran’da Sabra Tekstil Fabrikası önünde bildiri dağıttılar. Avukatlarının iddiasına göre, fabrikadan çıkan bir grup “Burada dağıttırmayız” diyerek ateş açtı. Ergül omzundan, Alıcı bacağından vuruldu. Alıcı, düştüğü yerde dövüldü ve bacağına yeniden ateş edildi.
İki işçi hastaneye kaldırılırken, fabrikanın Zeki Tekin adlı güvenlik görevlisi gözaltına alındı. Olayı öğrenen EİP’liler protesto için fabrikanın önünde toplanıp bildiri okudu.
Ardından polis dağılmaları uyarısında bulundu. Tutanağa göre ‘Sopa ve taşlarla saldırmaları üzerine havaya ateş açılmış, dağılmayınca müdahale edilmiş, ancak yine taş ve sopalarla saldırılmıştı’. Polis H.A. ve İ.A. ve D.A. yaralandı.
Grup, saldırgan Zeki Tekin’in ardından Esenyurt Polis Merkezi’ne götürüldü. Üç polis; 24 yaşlarındaki S.T. ve M.C. ile 27 yaşındaki E.B.E. adlı kadın eylemcilerle 19 yaşındaki D.E. adlı erkek eylemciyi, kendilerine taş atıp yaraladıkları iddiasıyla teşhis etti. Dört eylemci ‘memura görevini yaptırmamak için direnme’, Zeki Tekin’se ‘silahla kasten yaralama’ suçundan tutuklanmaları istemiyle Büyükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Mahkeme; polise direnmediklerini, taş atıp sopa kullanmadıklarını anlatan dört eylemciyi ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve adli kontrol hükümlerinin yetersizliği’ nedeniyle tutukladı.
Ardından, işçilerin yaralanmasına neden olan Zeki Tekin, hakim karşısına çıktı. “Havaya ateş ettiğim doğrudur. Ancak benden başka ateş edenler de olmuştur” diyen Tekin, ‘atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delillerin henüz tam toplanmamış oluşu, hangi silahla ateş edildiğine dair tespitin yapılmayışı’ nedeniyle tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı.

Hem hukuksuz hem de uyanıklar!

Yasadışı uygulamalardan biri Kırıklar 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde yaşandı. Selahattin Mete adlı tutuklunun, avukatı Canan Uçar'a gönderdiği mektup zarfı açıldı, okunduktan sonra yapıştırıldı. Üstelik zarfın üzerinde Canan Uçar'ın kimliği “avukat” olarak belirtiliyordu. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 68. maddesinin 4. bendi ise bu konuda oldukça net: “Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tabi değildir.”
Tugay Komutanlığı: Kürtlerden çiçek almayın!

Kars’taki 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı il merkezinde belirlediği ve birliklere gönderdiği yazıda 38 işyeri ve mekana er ve erbaşların girmesini yasakladı. Askerlerin Kürt esnaflardan alışveriş yapmaması istenen belgeye göre, askere yasaklanan işyerleri arasında eski Milletvekili Mahmut Alınak ile eski Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’nun ofisi de bulunuyor. Belgede girilmesi yasaklanan belgeler ‘Kürtçü’, ‘DTP’li’, ‘solcu’ ve İslamcı’ ve ‘tarikatçı’ olarak fişlenmiş.

14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı tarafından sakıncalı görülen yerler arasında işhanları, parklar, alış-veriş merkezleri, telefon bayileri, kuyumcular, mobilyacılar ve çiçekçiler de bulunuyor.


İsveçli heyete Kürtçe izni yok

İsveç Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Anne Ludvigsson ile Mardin’in Midyat ilçesi doğumlu parlamenter Yılmaz Kerimo’nun aralarında bulunduğu dört kişilik heyet, iki ay önce DTP'ye yönelik yapılan operasyonlarda tutuklanan Demokratik Toplum Partili’leri (DTP) cezaevlerinde ziyaret etti. Heyetin Diyarbakır’daki ziyareti sırasında, Kerimo tutuklularla Kürtçe konuşmaya başlayınca görevliler “Burada Kürtçe konuşamazsınız, tutuklularla ancak Türkçe konuşursanız görüşebilirsiniz” diyerek müdahale etti.
Kerimo düzenlediği basın toplantısında, “Türkiye’de çelişkiler var. Bunların olmaması gerekiyor, Türkiye bunları problem değil bir zenginlik mozaiği olarak görmesi gerekir” dedi.


Azadiya Welat çalışanına 7 yıl 1 ay hapis cezası
Adana'da izinsiz gösteriye katıldığı gerekçesiyle 5 Mart 2009 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Azadiya Welat gazetesi çalışanı Emre Erdem'in de aralarında bulunduğu 4 kişiye Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi, "Örgüt adına suç işlemekten" 6 yıl 3 ay "Örgüt propagandası yapmaktan" 10'ar ay hapis cezası verildi.

Emre Erdem, ifade vermek için gittiği Adana Adliyesi'nde sivil polisler tarafından gözaltına alınmış, aynı gün Gülbahçe, Şakirpaşa ve Barbaros mahallelerinde evlere yapılan baskınlarda 4 kişi "izinsiz gösteriye katıldıkları" iddiasıyla tutuklanmıştı.

Kürtçe şarkıya 3 yıl hapis

Kürt müzisyen Şahê Bedo, Bursa ve Diyarbakır’da verdiği iki konserinde okuduğu Kürtçe şarkılarda “PKK propagandası” yaptığı gerekçesiyle iki ayrı davadan 3 yıl bir ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Bedo’nun hangi şarkıda, hangi kelimelerle propaganda yaptığı belirtilmiyor.
2008 yılı Newroz Bayramı kutlamaları çerçevesinde Bursa Osmangazi İlçesi Göktere Meydanı’nda bir konser veren Şahê Bedo’nun, “PKK propagandası yaptığı” kanaatine varan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Bedo’yla birlikte Newroz tertip komitesi üyelerine de birer yıl hapis cezası verdi. Şahê Bedo’ya bir diğer ceza da benzer gerekçeyle Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verildi.

’Mücadele edeceğim’

14 Ağustos 2008’de Diyarbakır Sümerbank Anfi Tiyatro’da Azadiya Welat gazetesinin 2. kuruluş yıldönümünde verdiği konserde okuduğu Kürtçe şarkılarda, “Biz Kürdistan’ı esaret altından kurtaralım. Dağlarda başkaldırış, Kürdistan’ın ozanıyım, ben Kürdistan sesiyim, ya ölüm ya Diyarbekir, yaşasın Kürdistan, ölsün kölelik, gerilla iyi günler, iyi günler gerilla” parçalarını seslendirdiği ve PKK propagandası yaptığı iddiası ile mahkeme Bedo’yu 2 yıl bir ay hapis cezasına çarptırdı. Daha önce hakkında benzer davalar açıldığını belirten Şahê Bedo, “Bir yandan TRT 6’yı açıp Kürtçe yayın yapacaksın, öbür yandan Kürtçe şarkıdan dolayı ceza vereceksin. Bu bir çelişkidir. Üstelik bu konserlerde okuduğum ezgiler Şivan Perwer’e ait. TRT 6 da o kadar Perwer’in peşinden koştu Türkiye’ye getirmek için. Bu çelişkilerle mücadele edeceğim” dedi.


Ölen askerin ailesi tören istemedi, devlet cenazeye el koydu

Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'nde nöbet değişimi sırasında kaza sonucu göğsüne kurşun isabet ettiği iddia edilen Serder Kurt adlı askerin cenazesinde gerginlik çıktı. Aile askeri töreni kabul etmeyince korucu ve askerler cenazeye el koydu.

“Vatan sağ olsun demeyeceğiz” diyen aile, çocuklarının iradeleri dışında defnedildiğini söyledi.

Konu ile ilgili açıklama yapan DTP Midyat İlçe Başkanı Abdulcelil Aslan, cenazenin asker ve korucular tarafından zorla alınmasına anlam veremediklerini kaydederek, olayı şöyle anlattı: “Kaza kurşunuyla ölen askerin ailesi akraba dost ve yakınları ile cenazelerini defnetmek istediler. Ancak cenazenin Türk bayrağına sarılı olması ile cenaze ile çelenklerin gönderilmesine cenazede bulunan kadınlar tepki gösterdiler. Araya asker ve korucular girince aile cenazeyi onlara bıraktı bizde geri döndük.”

ALLAH’IN KIZLARI BERAAT ETTİ!

Bu haftanın ifade özgürlüğü duruşmaları:


Sanık : Fakir Yılmaz, Selmi Yılmaz
Mahkeme ve duruşma tarihi : Ardahan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 3 Temmuz 2009 saat 09:00
Açıklama : Ardahanlı gazeteci Fakir Yılmaz'ın yazdığı bir yazıdan dolayı Ardahan Adliyesi'nde görülen bir dava sonucu dava hâkimiyle yaşadığı tartışmayı gazetesinin, "Yazıyorsam Sebebi Var" adlı köşe yazısında, "Reddi Hâkim mi yapsaydım?" başlığıyla anlatınca yazıya muhatap olan hâkim ve savcı tarafından dava açılarak, kendisi ve aynı zamanda eşi olan gazete sahibinden 20 Bin TL.'lik tazminat istendi.

Geçen haftanın ifade özgürlüğü duruşmaları:

• Hrant Dink Cinayeti´nden hemen sonra azmettiricilikle yargılanan Erhan Tuncel ile yaptığı telefon görüşmesinde ¨Ne oğlum direkt kafaya sıkmışlar... Tek farklılık. Kaçmayacaktı ama bu kaçtı¨ dediği kamuoyuna yansıyan polis memuru Muhittin Zenit, bu görüşmeyi haberleştiren bianet.org internet sitesine tazminat davası açtı. Zenit, Sitede 30 Eylül 2007 tarihinde ¨Vurulacak Şekil Belliydi¨ başlığıyla ve 28 Nisan 2008 tarihinde ¨Dink Cinayetinde Yeni Kanıt: Muhsin Başkan´la Yasin Konusunda Görüşeceğiz¨ başlığıyla çıkan haberler nedeniyle bianet´ten 25 bin YTL tazminat talep ediyordu. Davanın bir sonraki duruşması 17 Eylül 2009 saat 11:00’de görülecek.

• Nedim Şener hakkında 'Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları' isimli kitabın yazarı olduğu için dava açılmıştı. İddianamede Nedim Şener'in istihbaratçı polis Muhittin Zenit hakkındaki bilgileri açıkladığı için terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterdiği, Dink cinayetine ilişkin istihbarat raporlarını yayınlayarak açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin ettiği ve açıkladığı belirtilmişti. Davanın bir sonraki duruşması 23 Ekim 2009 saat 09:00’da görülecek.

• Yazar Nedim Gürsel, “Allah’ın Kızları” adlı romanında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek”, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılamak” suçunu işlediği iddiasıyla 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyordu. 25 Haziran’da görülen duruşmada savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, romanda suç kastının bulunmadığı gerekçesiyle Gürsel’in beraatine karar verdi. Kararda, “Dine salt yüz çevirme, soyut ret veya saygısızlık ifade eden bir davranışta bulunmanın veya bu yönde sözler sarf etmenin, suçun gerçekleşmesi bakımından yeterli olmadığı, fiilin suç teşkil etmesi için bunların ötesinde ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması gerektiği, kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir” denildi.

• Sizlerden alacağımız bilgiler ÇeTeLe (www.antenna-tr.org/ctl) tutmak ve Türkiye’deki ifade özgürlüğü pratiğini gözler önüne sermek için çok önemli. Bize ifade özgürlüğü davalarına ilişkin bilgi aktarımınızı bekliyoruz…


NOT: Düşünce özgürlüğü davalarına ilişkin genel istatistik bilgilere http://www.antenna-tr.org/dunya/first_page_tr.asp adresinden ulaşabilirsiniz.