
Gündemimiz gerçekten yoğun, nerden başlasak?
Referandum sandığı yaklaşıyor,
Eylül ayı kMM toplantıları bu hafta sonu,
8 Eylülde ise “Sivil Toplumun Nabzı” anketi sonuçları tüm illerde açıklanacak.
“Sivil Anayasa”, Türkiye küçük Millet Meclisleri’nin değişmez konusu.
Referandum paketi ortaya çıkmadan önce de önceliğimizdi, her toplantıda hangi konuyu konuşursak konuşalım, onun Anayasa’ya nasıl yansıdığını ve “nasıl yansıması gerektiğini” mutlaka konuşuyorduk.
Referandum paketi belli olunca içeriğini tartışmaya başladık: seçmen sandığa giderken parti liderlerinin gözlerine bakarak değil, yapılacak değişikliğin kendi yaşamına ne değişiklik getireceğini bilerek gitsin diye.
Referandum gelip geçecek, ama Sivil Anayasa’ya giden yolun ne başı olacak, ne sonu, önemli bir dönemeç olacak sadece. Ve geleceğin Anayasası gerçekten bir “toplumsal mutabakat” metni olacaksa, kalıcı bir sözleşme olacaksa; bu sonuca ancak, her satırının toplumun her kademesinde tartışılarak,ortak paydaların bu süzgeçten süzülerek belirlenmesiyle varabiliriz.
“Sivil Toplumun Nabzı” nasıl atıyor?
Biliyorsunuz, küçük Millet Meclislerinde “karar” almak diye bir şey yok. Amaç diyalog. Bu nedenle de anket kullanılmaz. Bütün toplantıların tutanakları yan yana bu sitede yayınlanıyor. İsteyen politikacılar, gazeteciler, araştırmacılar ve sivil toplum örgütleri karşılaştırmalı çalışmalar yapabilsin diye.
Ancak referandum öncesinde gene de “Anketimsi” bir çalışma ile sivil toplumun belli başlı eğilimlerini saptayıp oranlarıyla birlikte sizlere sunacak bir çalışma hazırladık, “Sivil Toplumun Nabzı” adında. Buna “anket” diyemiyoruz, çünkü ne EVET sonucu verecek ne HAYIR, ne de BOYKOT.
Sonuçta sivil toplum kuruluşları, seçmene şu bilgileri ve mesajı iletmiş olacak:
Sevgili seçmen,
Önüne konulan Referandum paketinin içindekiler nedir, ne değildir. Bunun anlaşılmasında sana yardımcı olmak amacıyla çalıştık. Al, bak, işte sonuçlar:
Birinci madde ne diyor? Eğer onaylanırsa, gündelik yaşamımızda ne değişecek?
a. Şöyle şöyle olacak.... Sivil toplumun % bilmemkaçı bu görüşte.
b. Hayır, öyle değil, böyle olacak...Sivil toplumun % bilmemkaçı da bu görüşte.
c. İkisi de değil, şu sonucu verecek... Sivil toplumun % bilmemkaçı ise görüşte.
Simdi ikinci, üçüncü, onuncu, yirminci… maddeler için tek tek aynı şeyleri tekrarlıyoruz ve diyoruz ki: İşte paketin içinde bunlar var. Kendi kararını buna göre ver, parti liderlerinin gözlerine bakarak değil.
Başarabilecek miyiz? Doğrusu hayli kuşkuluyum. Biz ne kadar uğraşırsak uğraşalım, Ankara’da kızılca kıyamet kopunca bunun tüm illere yayılması da önlenemiyor. Duygular nefrete dönüştükçe akıl kaçıp saklanıyor kendi sağlığını korumak için zavallı, ne yapsın?
Ne yazık ki bu yapmaya çalıştığımızın filanca partinin ekmeğine yağ sürdüğünü körü körüne de olsa söylemekten geri durmadı kimileri.
Diyoruz ki, “Kardeşim, filanca maddenin anlamı şu. Geçerse şu olur, geçmezse bu” demenin neresi taraf tutmak?
"Şu telin ucunda 200 volt cereyan var, bunu tutan insan ne olur?" sorusuna "Ölür" yanıtını veririsiniz, değil mi?
“Çok ayıp, demek onun ölmesini istiyorsunuz!..”
Öp babanın elini.
O teli tutarsam öleceğimi söyleyen kişi benim ölmemi mi istiyor, yaşamamı mı, yoksa onun için ölsem de bir, kalsam da bir mi?
Her üçü de olabilir. "Bunun sonucu şudur" demek "Öyle olsun" anlamına mı gelir?
Çalışmamıza yönelik bu şekilde saldırıları işte bu örnekle yanıtlıyoruz, düşünmeye zorluyoruz bunu diyeni. "Düşünmek zor iş"mi diyeceksiniz, tabii ki değil.
Herkes bal gibi düşünüyor, ama yenemedikleri şey ÖNYARGI.
8 Eylül Çarşamba, saat 11:00’de tüm illerde eş zamanlı basın toplantılarıyla açıklayacağız “Sivil Toplumun Nabzı” sonuçlarını. En genişi de İstanbul’daki olacak. Şehir dışında olmayan tüm destekçilerimizi bir araya getirmeye uğraşıyoruz. Çok farklı mesleklerden çok sayıda tanınmış kişi küçük Millet Meclisi başkanlığım yaptı aylar boyunca, ülkenin dört köşesindeki toplantılarda. (Ana sayfamızdaki DESTEKÇİLERİMİZ düğmesine tıklayıp bir göz atın listeye)
Basın açıklamamız, sunumla birlikte en çok 15 dakika alır. Gerisi, bir saat boyunca medya mensupları diledikleri kişilerle röportajlar yapsınlar, TV’lar, radyolar ve gazeteler aracılığıyla elden geldiğince yaygın biçimde duyuralım sesimizi istedik. Umarım boşa gitmez bunca ildeki bunca kişinin çabası.
Demokratik ve sivil bir Anayasa’ya kavuşuncaya kadar çok yolumuz var daha. Hepinize sevgiler, saygılar…
Şanar Yurdatapan, 30 Ağustos 2010